izmir bir prensestir
çok güzel küçük şapkasıyla.
mutlu ilkbaharlar durmaksızın
onun çağrısına yanıt verir.
nasıl vazo içindeki çiçekler gülümserse,
o da denizler arasından ışıldar.
hatta arşipel'in yaratılışından çok daha tutkulu.
victor hugo
bana gelsin madem.
12 Şubat 2012 Pazar
5 Şubat 2012 Pazar
1 Şubat 2012 Çarşamba
şubat ayların içinden atılması gereken bi ay olarak görünmüyor mu ordan da? şubatın getirdikleri, şubatın kasveti.şubatı şubat yapan ve içinde doğup haz etmediğimiz birtakım insanlar var.
yeni yıla girmek istemeyen insanların azlığı kadar şubattaki sevgililer gününün gelmesini istemeyen insanların çokluğu var bu memlekette.ben onlardan değilim allahtan.
bu memlekette yalnız çok.yalnız olmayıp kendini yalnız sanan dangalak çok.ben de öyleyim aslında ama ben mutluluk oyunu oynamayı seviyorum.insanlar beni ne kadar negatif enerjiyle de doldursa ben bi şeylerin güzel taraflarını görebiliyorum istersem.istemek lazım.istemeyi bilmek de bi sanat çünkü.yukardakiyle iletişimi de iyi tutmak lazım.neyin nerede kabul olacağı belli olmuyor:)
insanların yapması gereken ya da yapsa daha güzel olacak şeyleri bahaneler üstüne başka bahanelerle yapmamak için uğraşmaları anca kayıp hatta ayıp.ayıbın yolları da kayıptı bi aralar.hala öyle.bazı şeyler ayıp bende.toplumdaki yozlaşmışlıklardan değil hem de, ayıp kelimesi kulağa hoş geldiği için benim yüklediğim anlamlardan.
benim yüklediğim anlamları başkaları anlamadığı için sanırım eskiden problem yaşıyorduk.şuanda iletişim problemim yok eskisi kadar. daha özgür bi ortama salındığım için mi orası meçhul tabi.. salınmak salına salına yürümekteki anlamından çok bırakılmak anlamına geliyor.
çünkü beni bıraktılar.gerçi yaşadığım ev itibariyle sanki aslanın kafesine atılan bir kuzu misaliyim.aslan midesinde hazımsızlıklar yaşamıyorsa iyi davranıyor, oynuyor ama zaten başka av bulamadıysa saldırıyor kükrüyor adeta.bazen kuzuyu kendi yavrusu sanıyor.kuzu, kuzu kuzu alışmakta dengesizliklere. koç'a dönüşmesi mucize ama saldılarsa o da olur.
eskiden'e göre olanlardan bahsedebiliyorsak, yeniler de hep olacaktır.hep bi sonraki anın öncesiyiz ve hatırlanmak için uğraşıyoruz aslında.o anı tekrar yaşatabilmek için daha çok yaşamak durumundayız..
durumlarımızda statülerimizde ne yazdığı önemli gibi.gelecek için, gelecekte yanında olması için uğraşacağın insanları seçerken önce statünle tanıştırıyosun onları, sonra ortak zevklerin..zevkleri tartışamıyosun, tartışmayacağn insanlarla beraber olmayı seçiyosun ve tartışsan da biyere varamıyosun.tartıştıkların genelde kolay çıkıyo sosyal hayatından.perde arkasında seni hep izlemeye çekilmiş bir vaziyette duruyorlar.yeni nesil böyle en azından. aslında hayatında yoklar ama senin duyurmak istediklerini duyuyolar sosyal medyadan.sosyal medya insanların keyifli vakit geçirdiklerini sandıkları tartışmalı bi isim..ben genel çevremin takıldığı siteler için kullanıyorum o adı.blogların twitterla geçtiği söylenen modası insanların 140harfe sığmıcaklarını fark ettikleri halde harekete geçtikleri andan sonra hızla geri dönecek. yazabilmek, özgürlükten farklı bi şey. herkes o kadar çok düşünmüyor ama birtakım insanların çıkarları uğruna kısıtlamaya çalıştıkları ve kısıtlamayı başardıkları çok düşünen insanlar var.
düşünmenin resmini yapabilir misin abidin? abidin'in mutluluk resminde fakirliğe sığan sevgi dolu bir aile vardı yanlış hatırlamıyorsam.düşünüyorlar mı ki fakir bir sevgi oluyor.sevgi fakiri bi insan olarak zengin olma hayallerim vardı.kaçtı.sevgi yoksunluğumla kaldım.aslında bazen bazı insanları çok seviyorum sanırım ama bunu farkedemiyorum belki de içten içe inanmadığım içindir.kime inanayım ben? kendime mi? kendime inanmıştım yapacaktım, hedefimi kazanacaktım.olmadı ama.lisede de olmamıştı ve o hiç olmayan yerde 4 sene çok farklı geçirdikten sonra şimdi ait olmadığımı hissettiğim ve gayet iyi olduğu söylenen bi yerdeyim.peki.yine mi aynı şey olacak? benim için en iyisine mi gidiyorum hep?burda geçireceğim bi o kadar yılda da mı aynı endişelerle..of.
29 Ocak 2012 Pazar
büyü yaptıracağına büyü diyor dede mecnuna.
mecnun çaresiz, çünkü leylasız.
leyla kararsız çünkü.
hiçbir karar ona bıraklmadğından veremiyor karar. muhtaç o da, istemediğini söylediği herbir şeye.
istemeyi bilmiyor.istese güzelce, temiz bir dille.
hem kararlı olacak hem kararlarının arkasında duracak.kendine yakışanı bilememiş.yakıştıramamış
hiç kendini bulamamış.emin olmadığı için de hayırı seçmiş önce, sonra hadi demiş ne olacak bu sefer yakışmasa da..
ama emin olacak.belki de iyi bi insan olacak.görücez hep birlikte..
mecnun çaresiz, çünkü leylasız.
leyla kararsız çünkü.
hiçbir karar ona bıraklmadğından veremiyor karar. muhtaç o da, istemediğini söylediği herbir şeye.
istemeyi bilmiyor.istese güzelce, temiz bir dille.
hem kararlı olacak hem kararlarının arkasında duracak.kendine yakışanı bilememiş.yakıştıramamış
hiç kendini bulamamış.emin olmadığı için de hayırı seçmiş önce, sonra hadi demiş ne olacak bu sefer yakışmasa da..
ama emin olacak.belki de iyi bi insan olacak.görücez hep birlikte..
28 Ocak 2012 Cumartesi
26 Ocak 2012 Perşembe
yine doğumgününden kalan bir konuşma parçacığı.doğumgünlerine sokiyim ya.o günlere anlam yükleyen zihniyete yani.
ama şu kaldı:
milletin sıradanlığından bahsederken kaç sıradanın yazdğını söyleyen ben ve sıradan(ı) sayan yine ben. sıradanlığın ne olduğunu anlamamakla beraber anlamak için ısrar edince sıra sıra saçmalıklar sıraladık. güzel olduğunu düşündüğüm muhabbetler bunlar..
bazı hayatlar sıtkı sıyrılmış ve sıcacık yeni hayatlar arıyor birbirine.biz bunu buluyoruz yavaştan, sımsıkı görünmez bi bağ kuruyoruz iletişimimizle..
bi yanda çok sıradanlık var bi yanda neler kimler..
doğumgününde aranmayınca bi bok da olmuyor aslında.ertesi gün arayıp dün mesaj gitmemiş diyen eski en yakın arkadaşım(en yakınken bile kimsenin bana yaklaşamadığı dönemler)a bu duruma eli mi gitmemiş mesaj mı gitmemiş diye yorum yapan kimseler..
bi de sabahları arayışlarıyla uyandığım kimseler var.arayıp da uyandırabilen var uyandırmayan var. seçim sizin.
ama şu kaldı:
milletin sıradanlığından bahsederken kaç sıradanın yazdğını söyleyen ben ve sıradan(ı) sayan yine ben. sıradanlığın ne olduğunu anlamamakla beraber anlamak için ısrar edince sıra sıra saçmalıklar sıraladık. güzel olduğunu düşündüğüm muhabbetler bunlar..
bazı hayatlar sıtkı sıyrılmış ve sıcacık yeni hayatlar arıyor birbirine.biz bunu buluyoruz yavaştan, sımsıkı görünmez bi bağ kuruyoruz iletişimimizle..
bi yanda çok sıradanlık var bi yanda neler kimler..
doğumgününde aranmayınca bi bok da olmuyor aslında.ertesi gün arayıp dün mesaj gitmemiş diyen eski en yakın arkadaşım(en yakınken bile kimsenin bana yaklaşamadığı dönemler)a bu duruma eli mi gitmemiş mesaj mı gitmemiş diye yorum yapan kimseler..
bi de sabahları arayışlarıyla uyandığım kimseler var.arayıp da uyandırabilen var uyandırmayan var. seçim sizin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)