'Travel it leaves you speechless then turns you into a storyteller.'
yolla ilgili şeyler hoş geliyor hep. kaçış hep iyi geliyor iyi edemediklerimize. oysa mücadele ruhumuzda yok. var da kalmakla mücadelemizde baştan yeniğiz, kalamıyoruz.
dürüst olmak gerekirse majör depresyon dedikleri bozukluğu yaşamışım dönem dönem, uzun uzun. sık sık intihar düşünceleri, yalnızlık düşünceleri.. baya kötü günler geçirdiğimi hatırlıyorum şu an o belirtilerin yokluğunda hissettiğim mutlulukla. mesela şu an kimse için duyduğum gereksiz sorumluluk hissinin gerginliği yok üzerimde. tek başımayım ve özgürüm.
yolda olmak var olmayı ifade ediyor bana. yolda kendini buluyorsun, dünyanın kötülükleriyle savaşan bir misyon üstleniyorsun. dünyada onca kötülük olurken sen kendi iyiliğin için çabalıyorsun. kibrinden arınıyorsun, yeri geliyor muhtaç oluyorsun yeri geliyor son lokmana kadar paylaşıyorsun. anlıyorsun en önemlisi. aslında dünya denilen, top gibi bir kara parçasında her sokağı, her anı dolu dolu yaşayabileceğini, her yerin sürprizlerle dolu olduğunu anlıyorsun. ben anladıklarıma daha çok anlam katmak için, her yeni yaşımı güzel anlarla ve insanlarla doldurmak istediğim için devam etmek istiyorum yolda olmaya. bıkmadan, usanmadan tanıdığım her yeni kültüre benden de bir şeyler katmak istiyorum. yollar kendi karakterlerine öyle bürünmüşler ki, bizim tercihlerimize göre bize yeni yollar açıyorlar. herkese aynı yolda başlasa bile farklı imkanlar sağlıyor. çünkü yollar bizi bizden iyi anlıyor... yollar hep açık bize.
seyahat etmek nefesinizi kesecek, sonra da sizi bir masalcıya dönüştürecek diye başladık yazıya. çünkü yola çıktığınızın her saniyesi, kendi başınıza aldığınız her karar, çizdiğiniz her rota size yeni yaşam deneyimleri katacak. anlatacak bir sürü yol öykünüz olacak ki dünyaya baktığınız gözler daha da güzelleşecek. mininum bütçeyle maksimum deneyim, heyecan ve doyum yaşamanın tadına varacaksınız. elbette herkesin geçmişten getirdiği alışkanlıkları, yaşam tarzı ve imkanları doğrultusunda beklentileri ve seyahat biçimleri farklılık gösterecektir. ancak içimizdeki keşif arzusunun bizi bir noktada ortak bir paydada buluşturduğuna inanıyorum.
son 1 sene içerisinde türkiye, amerika ve avrupada öğrenci imkanlarıyla birçok yer görme fırsatım oldu. onlarca milletten insanla hayatımın hem en değerli anlarımı paylaşma fırsatım oldu hem de ruhumun dünyanın dört bir tarafına dağılmış kayıp parçalarını bir araya getirmeye başladım. yeni yerler görüp, oraların tadını aldıkça, kokusunu içime çektikçe daha çok kendimi buluyordum. (aslında en çok copenhagen'ın orta yerinde kurulmuş özerk bölgenin kokusu kadar cezbetmedi)
gittiğiniz, ruhunuzun bir parçasını bıraktığınız her yerden geriye kalan bir küçük hatıra, magnet, kartpostal ne olursa yolda olmadığınızda bile sizi gülümsetecek daha iyi hissettirecek.
hep yolda kalmanız dileğiyle.
17 Haziran 2016 Cuma
6 Haziran 2016 Pazartesi
yollar
bu benim son seyahatimden yaşadığım hayatımın en güzel anılarından bir tanesi. yolda olmak var olmayı ifade ediyor bana. yolda kendini buluyorsun, dünyanın kötülükleriyle savaşan bir misyon üstleniyorsun. kibrinden arınıyorsun, yeri geliyor muhtaç oluyorsun yeri geliyor son lokmana kadar paylaşıyorsun. anlıyorsun en önemlisi. aslında top gibi bir kara parçasında her sokağı, her anı dolu dolu yaşayabileceğini, her yerin sürprizlerle dolu olduğunu anlıyorsun. ben anladıklarıma daha çok anlam katmak için, her yeni yaşımı güzel anlarla ve insanlarla doldurmak istediğim için devam etmek istiyorum yolda olmaya. bıkmadan, usanmadan tanıdığım her yeni kültüre benden de bir şeyler katmak istiyorum. yollar kendi karakterlerine öyle bürünmüşler ki, bizim tercihlerimize göre bize yeni yollar açıyorlar. herkese aynı yolda başlasa bile farklı imkanlar sağlıyor. çünkü yollar bizi bizden iyi anlıyor... yollar hep açık bize.
9 Mayıs 2016 Pazartesi
7 Mayıs 2016 Cumartesi
olasılıklar
değişim öyle güzel ki, kendinde olan ama ulaşamadığına ulaştıran bir büyü gibi. her anı mucizelerle dolu. dünyadaki onca olasılık içinden şu anda olmanı sağlayan tüm kelimelere, insanlara, enerjilere teşekkürler.
sana sabahları şiir okutacak kadar mutlu uyandıran, yaptığın tercihlerden gurur duymanı sağlayan bir zaman kapsülü içindesin!
kapsülün açılacağı yeni zaman diliminin de büyüleyici zamanlar olması dileğiyle.
türkçesi de burada
POSSIBILITIES
Wislawa Szymborska
I prefer movies.
I prefer cats.
I prefer the oaks along the Warta.
I prefer Dickens to Dostoyevsky.
I prefer myself liking people
to myself loving mankind.
I prefer keeping a needle and thread on hand, just in case.
I prefer the color green.
I prefer not to maintain
that reason is to blame for everything.
I prefer exceptions.
I prefer to leave early.
I prefer talking to doctors about something else.
I prefer the old fine-lined illustrations.
I prefer the absurdity of writing poems
to the absurdity of not writing poems.
I prefer, where love’s concerned, nonspecific anniversaries
that can be celebrated every day.
I prefer moralists
who promise me nothing.
I prefer cunning kindness to the over-trustful kind.
I prefer the earth in civvies.
I prefer conquered to conquering countries.
I prefer having some reservations.
I prefer the hell of chaos to the hell of order.
I prefer Grimms’ fairy tales to the newspapers’ front pages.
I prefer leaves without flowers to flowers without leaves.
I prefer dogs with uncropped tails.
I prefer light eyes, since mine are dark.
I prefer desk drawers.
I prefer many things that I haven’t mentioned here
to many things I’ve also left unsaid.
I prefer zeroes on the loose
to those lined up behind a cipher.
I prefer the time of insects to the time of stars.
I prefer to knock on wood.
I prefer not to ask how much longer and when.
I prefer keeping in mind even the possibility
that existence has its own reason for being.
sana sabahları şiir okutacak kadar mutlu uyandıran, yaptığın tercihlerden gurur duymanı sağlayan bir zaman kapsülü içindesin!
kapsülün açılacağı yeni zaman diliminin de büyüleyici zamanlar olması dileğiyle.
türkçesi de burada
POSSIBILITIES
Wislawa Szymborska
I prefer movies.
I prefer cats.
I prefer the oaks along the Warta.
I prefer Dickens to Dostoyevsky.
I prefer myself liking people
to myself loving mankind.
I prefer keeping a needle and thread on hand, just in case.
I prefer the color green.
I prefer not to maintain
that reason is to blame for everything.
I prefer exceptions.
I prefer to leave early.
I prefer talking to doctors about something else.
I prefer the old fine-lined illustrations.
I prefer the absurdity of writing poems
to the absurdity of not writing poems.
I prefer, where love’s concerned, nonspecific anniversaries
that can be celebrated every day.
I prefer moralists
who promise me nothing.
I prefer cunning kindness to the over-trustful kind.
I prefer the earth in civvies.
I prefer conquered to conquering countries.
I prefer having some reservations.
I prefer the hell of chaos to the hell of order.
I prefer Grimms’ fairy tales to the newspapers’ front pages.
I prefer leaves without flowers to flowers without leaves.
I prefer dogs with uncropped tails.
I prefer light eyes, since mine are dark.
I prefer desk drawers.
I prefer many things that I haven’t mentioned here
to many things I’ve also left unsaid.
I prefer zeroes on the loose
to those lined up behind a cipher.
I prefer the time of insects to the time of stars.
I prefer to knock on wood.
I prefer not to ask how much longer and when.
I prefer keeping in mind even the possibility
that existence has its own reason for being.
29 Nisan 2016 Cuma
Dünyanın bi ucundan
İsveçten yazıyorum sayın sevgili okuyanlar,
bir yanda iskandinavya soğukları, bir yanda dünyanın ucuna en çok yaklaştığım noktalardan birindeyim. Öyle garip bi nokta ki, herkesle ve hickimsesin. Aslında her şeye sahipsin ama hiçbir şeyin yok.
Yine de çok zor insanları anlamak. Sen sahip olmak için çabaladığın şeylerle kavuştuğunda öyle mutlusun ki, onları beğenmeyen insanları asla anlamıyorsun.
Nasıl bir geçmişten geldin ve geldilerse sen ne kadar tatmin olmayı biliyorsan onlar bilmiyorlar.
İskandinavya korktuğum kadar soğuk değil. Yine de bu akşamı otelde tıkılıp kalmani tercih ettirecek bir rüzgar ve yağmur var su an dışarıda. Yaptığın tercihler belirliyor her şeyi. Kendin olabilirsin istediğin kadar kendin yaratabilirsin. Her gün yeni bir kimlikle sonsuza kadar anonim kalabilirsin.
Mesela şu an olduğun 3yıldızlı otelin türkiyedeki 5yıldızlı bir otelden daha güzel olduğunu fark edip, yuvarlak dünyada ekvatordan kutuplara sıcaklığın azaldıgi gibi yaşam şartlarındaki artışı görebilirsin. Gününü verimli geçirememiş olmanın verdiği huzursuzlukla bunları düşünmeye koyulabilirsin. Yazarsın belki, paylaşırsın. Bir gün seni de huzurla heyecanı beraber hissedeceğin birileriyle beraber yaşarsın.
Yine de organize edilmiş şeylerin ve insanların yolunu tıkamasına izin verdiğin için hala büyümeye ihtiyacın var. Büyü çocuk, daha yollar var.
bir yanda iskandinavya soğukları, bir yanda dünyanın ucuna en çok yaklaştığım noktalardan birindeyim. Öyle garip bi nokta ki, herkesle ve hickimsesin. Aslında her şeye sahipsin ama hiçbir şeyin yok.
Yine de çok zor insanları anlamak. Sen sahip olmak için çabaladığın şeylerle kavuştuğunda öyle mutlusun ki, onları beğenmeyen insanları asla anlamıyorsun.
Nasıl bir geçmişten geldin ve geldilerse sen ne kadar tatmin olmayı biliyorsan onlar bilmiyorlar.
İskandinavya korktuğum kadar soğuk değil. Yine de bu akşamı otelde tıkılıp kalmani tercih ettirecek bir rüzgar ve yağmur var su an dışarıda. Yaptığın tercihler belirliyor her şeyi. Kendin olabilirsin istediğin kadar kendin yaratabilirsin. Her gün yeni bir kimlikle sonsuza kadar anonim kalabilirsin.
Mesela şu an olduğun 3yıldızlı otelin türkiyedeki 5yıldızlı bir otelden daha güzel olduğunu fark edip, yuvarlak dünyada ekvatordan kutuplara sıcaklığın azaldıgi gibi yaşam şartlarındaki artışı görebilirsin. Gününü verimli geçirememiş olmanın verdiği huzursuzlukla bunları düşünmeye koyulabilirsin. Yazarsın belki, paylaşırsın. Bir gün seni de huzurla heyecanı beraber hissedeceğin birileriyle beraber yaşarsın.
Yine de organize edilmiş şeylerin ve insanların yolunu tıkamasına izin verdiğin için hala büyümeye ihtiyacın var. Büyü çocuk, daha yollar var.
21 Nisan 2016 Perşembe
11 Nisan 2016 Pazartesi
kültür kültür
her gün diğerinden daha bir yoğun geçiyor. mutlaka bir şeyler öğreniyorum, bazen de öğrendiklerimi başkalarıyla paylaşıyorum. yeni şeyler deniyorum. kültürel değişimi çok derinden görme fırsatım oluyor ve birçok şeyi kıyaslama fırsatım oluyor. gözlem yapmak, her tanıştığın insanın sende bıraktığı o harika his.. yeni tanıştığım insanlar listesinde bu günlerde rus, çek, italyan, alman, arjantinli, meksikalı, ispanyol, suriyeli, iranlı, japon ve koreli tayfa var. sanırım bir yıl sonunda dünyanın her tarafından insanlarla bir şekilde iletişim kurmuş olacağım. ilerde yerleşik hayata geçersem, salonumda gezdiğim yerleri ve gezgin dostlarımı işaretlediğim bir dünya haritam olacak.
ya gerçekten hayattan doyum almayı öğrenmek zaman alıyor. zor geçtiğini düşündüğüm, hep bir arayış içinde olduğum ama bulduklarımla asla açlığımı gideremediğim onlarca deneyimden sonra yükselişe geçen hayatımda yaşamın ve yaşamanın ne güzel olup durduğunu söylediğim zamanlara geldik. bir sonraki günün heyecanıyla uyanmak harika bir his. yaptıklarınla, yediklerinle, sahip olduklarınla gurur duyup her gün şükür etmek daha kolay doyum sağlıyor yeni tecrübeler için. yani özgüveni besleyen damarları bulmak ve beslemek için daha çok fırsatın oluyor.
sürekli kültür kültür deyip durmak saçma görünse de farklılıkları görüp öğrendiğin ve benimsediğin yeni şeyler benliğini besliyor insanın. geldiğimiz topraklardaki anlayış ve alışkanlıkların dışında onlarca farklı bakış açısı görüyoruz her gün. diğerleri ihtiyaçlar piramidinin en tepesine nasıl ulaşıyorken, bizim neden temel aşamalarda tökezleyip kaldığımızı anlıyor insan. ve aslında tökezlemekten nasıl kurtulacağımızın onlarca yolunu görüyor. bunları fark etmek için biraz dışarı bakmak gerekiyor, belki çok uzaklara gelmek. yeni diller öğrenmek. öğrendiğim en önemli şey, bir şeylerin üstesinden gelmek, akışa izin vermek ve bunları yapacak güce sahip olduğumuz.
almanyaya gelmeden önce burası hakkında çok bir bilgim yoktu, ufak tefek tarih bilgileri ve çikolata dışında. şimdi aşık oluyorum bu ülkenin mükemmelliğine. mükemmel mimarisine, doğasına, dünyanın en leziz ekmeklerine, tatlılarına, biralarına sahip oluşuna. bütün avrupaya yakın oluşuna, herkesi kabul edişine. trenlerine. evet en çok trenlerine aşığım. bizi her istediğimizde en güzel yerlere götürüşüne ve yolların doğasına.
arkada çalan şarkıya aldanmadan, teşekkürler almanya! teşekkürler dünya.
ya gerçekten hayattan doyum almayı öğrenmek zaman alıyor. zor geçtiğini düşündüğüm, hep bir arayış içinde olduğum ama bulduklarımla asla açlığımı gideremediğim onlarca deneyimden sonra yükselişe geçen hayatımda yaşamın ve yaşamanın ne güzel olup durduğunu söylediğim zamanlara geldik. bir sonraki günün heyecanıyla uyanmak harika bir his. yaptıklarınla, yediklerinle, sahip olduklarınla gurur duyup her gün şükür etmek daha kolay doyum sağlıyor yeni tecrübeler için. yani özgüveni besleyen damarları bulmak ve beslemek için daha çok fırsatın oluyor.
sürekli kültür kültür deyip durmak saçma görünse de farklılıkları görüp öğrendiğin ve benimsediğin yeni şeyler benliğini besliyor insanın. geldiğimiz topraklardaki anlayış ve alışkanlıkların dışında onlarca farklı bakış açısı görüyoruz her gün. diğerleri ihtiyaçlar piramidinin en tepesine nasıl ulaşıyorken, bizim neden temel aşamalarda tökezleyip kaldığımızı anlıyor insan. ve aslında tökezlemekten nasıl kurtulacağımızın onlarca yolunu görüyor. bunları fark etmek için biraz dışarı bakmak gerekiyor, belki çok uzaklara gelmek. yeni diller öğrenmek. öğrendiğim en önemli şey, bir şeylerin üstesinden gelmek, akışa izin vermek ve bunları yapacak güce sahip olduğumuz.
almanyaya gelmeden önce burası hakkında çok bir bilgim yoktu, ufak tefek tarih bilgileri ve çikolata dışında. şimdi aşık oluyorum bu ülkenin mükemmelliğine. mükemmel mimarisine, doğasına, dünyanın en leziz ekmeklerine, tatlılarına, biralarına sahip oluşuna. bütün avrupaya yakın oluşuna, herkesi kabul edişine. trenlerine. evet en çok trenlerine aşığım. bizi her istediğimizde en güzel yerlere götürüşüne ve yolların doğasına.
arkada çalan şarkıya aldanmadan, teşekkürler almanya! teşekkürler dünya.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)