fikirler, fikirler ve fikirler.
yaşama dair, insanlardan yaşamı anlatma yolları.
tek tek resmin büyük parçasını oluşturan, ancak tek başına büyük resimden daha büyük parçalar.
ne anlatsam bugün?
karmaşayı mı içimizdeki,
onu dengeleyen sakin duruşu mu.
sevgiyi hep anlamaya çalıştım. anlamaya gerek yokmuş meğer hissediliyormuş... korkuyu sevginin yerinde görünce anladım değerini.
bugünlerde sanki hiçbir şey olmuyor ama öyle bir yoğunluk öyle de bir kalabalık var. 29. gün bitiyor evde, rainbows çalıyor ve i dont wanna talk çalıyor kalbime dokunarak.
koşturmaca yok, koskaca ay geçti, stres seviyesi optimum düzeyde.
teknik detaylar bazen can sıkıyor.
neler anlatsam?
ses?
nefes? bağlanma? duygusal stres? çakra? hastalıklar?
bakalım.
14 Nisan 2020 Salı
11 Nisan 2020 Cumartesi
benim de söyleyeceklerim var!
benim de söyleyeceklerim var!
yeni, zor, bambaşka (daha birçok tanımı olabilecek, tanımlara sığmayan) bir dönemden geçiyoruz.
gözlerimi kapatıp bedenimi taradığımda, meditasyona oturup nefesimi izlediğimde aklıma fikirler gelir bazen. bu ara en iyi hissettiren şeylerden birisi o. ve ses diyor ki bana, benim de söyleyeceklerim var.
yeni, zor, bambaşka (daha birçok tanımı olabilecek, tanımlara sığmayan) bir dönemden geçiyoruz.
gözlerimi kapatıp bedenimi taradığımda, meditasyona oturup nefesimi izlediğimde aklıma fikirler gelir bazen. bu ara en iyi hissettiren şeylerden birisi o. ve ses diyor ki bana, benim de söyleyeceklerim var.
8 Mart 2020 Pazar
Bir başka yolculuk
Yolları, yolculukları hep sevdim. Günübirlik geziler vs. sayarsak 26 ülkeye ayak bastım. Bu sefer yolculuk orta doğunun eskiden Paris'i olarak bilinen bir noktaya Beyrut'a idi. Dünyada çok acayip şeyler oluyor, 2020de savaşlar, doğal afetler, ekonomik krizler ve coronovirüs çıkarak geçirdik ilk 3 ayı. Gerisini merakla beklemekten ve iyisi olsun diye dua etmekten başka yapacak bir şey yok sanırım.
İlk plan önce uzaklara, Bali'ye idi. 2-3 haftalık bir gezi için. Sonra o taraflarda virüs patlayınca planı değiştirip egzotik-otantik bir deneyim için Beyrut'a doğru yola çıktık.
Ortadoğu'ya ilk ayak basışım. Plansız, aşırı bilgiye boğulmadan kendimi bizi misafir edecek insanların önerilerine teslim ederek couchsurfingten birilerinde kalıyoruz.
(aslında bu yazıyı seyahatten ilk dönüş günü ya da oradayken yazmış olmayı dilerdim. Yoğun dönüş karmaşasında bazı şeyleri atlamamayı umarak yazacağım)
Ablam Bahar'la ilk yurtdışı seyehatimiz aynı zamanda, çok gezimi yalnız, bir kısmını da farklı yol arkadaşlarıyla yaptım, bu da geziye bir otantiklik katıyor, aile 👪 hep önemli bir deneyim olacak)
Beyrut gittiğim en huzursuz topraklardan biriydi, 6bin yıl önceleri dayanan en eski yerleşim yerlerinin yanında iç savaştan (1975-1990) sonraki toparlanma sürecine, savaşın etkilerine ve insanların yansımalarıma bakınca çok ilginç bir tablo çıkıyor.
4 günlük bir seyahate antik şehirler, müzeler, sokak lezzetleri, local insanlarla sohbetler, gece hayatına dair izlenimler birçok şey sığdırdık.
İlk plan önce uzaklara, Bali'ye idi. 2-3 haftalık bir gezi için. Sonra o taraflarda virüs patlayınca planı değiştirip egzotik-otantik bir deneyim için Beyrut'a doğru yola çıktık.
Ortadoğu'ya ilk ayak basışım. Plansız, aşırı bilgiye boğulmadan kendimi bizi misafir edecek insanların önerilerine teslim ederek couchsurfingten birilerinde kalıyoruz.
(aslında bu yazıyı seyahatten ilk dönüş günü ya da oradayken yazmış olmayı dilerdim. Yoğun dönüş karmaşasında bazı şeyleri atlamamayı umarak yazacağım)
Ablam Bahar'la ilk yurtdışı seyehatimiz aynı zamanda, çok gezimi yalnız, bir kısmını da farklı yol arkadaşlarıyla yaptım, bu da geziye bir otantiklik katıyor, aile 👪 hep önemli bir deneyim olacak)
Beyrut gittiğim en huzursuz topraklardan biriydi, 6bin yıl önceleri dayanan en eski yerleşim yerlerinin yanında iç savaştan (1975-1990) sonraki toparlanma sürecine, savaşın etkilerine ve insanların yansımalarıma bakınca çok ilginç bir tablo çıkıyor.
4 günlük bir seyahate antik şehirler, müzeler, sokak lezzetleri, local insanlarla sohbetler, gece hayatına dair izlenimler birçok şey sığdırdık.
9 Şubat 2020 Pazar
Bir garip quintet Ankarası
Bi yola girdim.
Dinlediğim bir müzik hücrelerime kadar işlerken 2 yıl önce yaşadığım bir karmaşayı yeniden hatırlattı zihmine. Birbirine çok yakın ama birbirinden çok uzakta 2 dünyamın keşismesi o kadar yakınken hislerimin bu kadar donuklaştığını hissetmem... Hissizleştiğim bir noktaya gelmem şu noktada girdiğim yolun yeni bir yol ayrımını gösteriyor bana.
Giden gelmiyor acep nedendiri çalan quintet, ud bendir çello ve drums ve klavye.
Sanki ritm içime içime işlerken geliyor cevaplar.
Bir sürüklenme sanki bir meditasyon. Sanki seçimlerimi hatırlatıyor yeniden.
Yeni seçimler...
Yol nereye?
Dinlediğim bir müzik hücrelerime kadar işlerken 2 yıl önce yaşadığım bir karmaşayı yeniden hatırlattı zihmine. Birbirine çok yakın ama birbirinden çok uzakta 2 dünyamın keşismesi o kadar yakınken hislerimin bu kadar donuklaştığını hissetmem... Hissizleştiğim bir noktaya gelmem şu noktada girdiğim yolun yeni bir yol ayrımını gösteriyor bana.
Giden gelmiyor acep nedendiri çalan quintet, ud bendir çello ve drums ve klavye.
Sanki ritm içime içime işlerken geliyor cevaplar.
Bir sürüklenme sanki bir meditasyon. Sanki seçimlerimi hatırlatıyor yeniden.
Yeni seçimler...
Yol nereye?
3 Şubat 2020 Pazartesi
hayal yoga yürüyüşleri
hayal yürüyüşlerine devam ediyorum, bir hayal gerçekleşince nasıl olur en çok onu düşüneceğimiz bir yolculuk gibi anladım bunu. uzun, tek başına (telefon, müzik ya da bir yoldaş olmadan) çıkılan bu yürüyüşler daha 3.günden aklıma onlarca fikir getirirken bir de varolan zihnimdekileri bir düzene sokmama yardımcı oluyor. meğer yazmayı bir süredir aksattığım zamanlarda ne kadar çok uzak kalmışım kendimle yüzleşmelerden.
bu süreçte yogaya bakışım, hissedişim, algılayışım üzerine birçok soru sordum kendime. yogayı bu kadar hareket odaklı bir halde neden seviyorum? yoganın spiritüelliğini insanlara nasıl aktarabilirim? yoga neydi?
ben yogaya ilk başladığım zamanlarda 2017nin ilk aylarında barışık olmadığım bir bedenim, kamburlaşmış bir sırtım, insanlarla göz kontağı bile kurmakta zorlandığım bir iletişimsizlik halim ve hiçbir yere ait olmadığımı hissettiğim bir zaman diliminde, sürekli bir kaçış aradığım bir yerlerdeydim.
eğitmenlik eğitimine neredeyse sıfır bilgi ve fiziksel pratikle girdiğimde ilk 3 buluşmada bile hayatıma giren kavramlarla çok farklı şeyler olmaya başladı hem beden yapımda, hem enerji alanımda hem de kendime bakış açımda.
kendiyle kavgalı, pasif agresif bir tipken koşulsuz kabulu hissetmeye başladığım ilk yerlerden birisi oldu eğitim grubum. 6 aylık eğitim yolculuğu boyunca deneyimlediğim pratikler, kendimi anlamaya, özümü bulmaya yönelik birçok şey öğretti bana.
hele bazı kavramlar var ki sık sık duyduğum ama hayatıma kazandırmak için hep pratiğin içinde kalmam gereken...
'esneklik' benim ilk çektiğim kağıttı. dayanıklılık, denge, güç, bütünlük kavramlarının içinden. kendi alışkanlıklarına bu kadar sıkı sıkı bağlı hatta muhafazakar biriyken esneklikle tanışmam yıllar içinde adaptasyonumu kolaylaştırdı.
aslında kendimi olduğum gibi kabul etmediğimi hissettiğim, kadın kimliğimle barışmakta zorlandığım noktalarda bana olduğum gibi mükemmel olduğumu hatırlatan da bu kavramlar oldu. sonra inanın hayat daha da kolaylaşıyor.
psikoloji okurken hep bir şeyin eksik olduğunu hissettiğim yıllar geçirdim. o eksiğin de ruh, zihin ve beden bütünlüğü olduğunu da anlamam uzun sürmedi.
bu bütünlüğü sağlayanın bizi her an var eden nefesimiz, nefesimizle uyumladığımız hareketlerin bedendeki meridyenleri akışta ve dengede çalıştırarak zihnimizin daha sağlıklı çalıştığını, sadece bedenden ve zihinden ibaret olmadığımızı bu süreçteki karşıma çıkan birçok şeyle deneyimlediğim için tutunuyorum yogaya.
azıcık da özşefkat kavramını, gevşeyen kaslarla modun kolaylıkla değişebileceğini, aslında bilmek istediğimiz tüm cevapları içimize biraz daha kulak vererek belki meditasyonla belki içgüdülerimize güvenerek ve niyetlerle doğru orantılı bir yaşam kurabileceğimizi hep bu sayede hatırladım.
şükür etmenin önemini, dünyayı değiştirmeden olabildiği gibi sevgiyle varolan her şeyi kabul edebileceğimizi anladım.
bu süreçte yogaya bakışım, hissedişim, algılayışım üzerine birçok soru sordum kendime. yogayı bu kadar hareket odaklı bir halde neden seviyorum? yoganın spiritüelliğini insanlara nasıl aktarabilirim? yoga neydi?
ben yogaya ilk başladığım zamanlarda 2017nin ilk aylarında barışık olmadığım bir bedenim, kamburlaşmış bir sırtım, insanlarla göz kontağı bile kurmakta zorlandığım bir iletişimsizlik halim ve hiçbir yere ait olmadığımı hissettiğim bir zaman diliminde, sürekli bir kaçış aradığım bir yerlerdeydim.
eğitmenlik eğitimine neredeyse sıfır bilgi ve fiziksel pratikle girdiğimde ilk 3 buluşmada bile hayatıma giren kavramlarla çok farklı şeyler olmaya başladı hem beden yapımda, hem enerji alanımda hem de kendime bakış açımda.
kendiyle kavgalı, pasif agresif bir tipken koşulsuz kabulu hissetmeye başladığım ilk yerlerden birisi oldu eğitim grubum. 6 aylık eğitim yolculuğu boyunca deneyimlediğim pratikler, kendimi anlamaya, özümü bulmaya yönelik birçok şey öğretti bana.
hele bazı kavramlar var ki sık sık duyduğum ama hayatıma kazandırmak için hep pratiğin içinde kalmam gereken...
'esneklik' benim ilk çektiğim kağıttı. dayanıklılık, denge, güç, bütünlük kavramlarının içinden. kendi alışkanlıklarına bu kadar sıkı sıkı bağlı hatta muhafazakar biriyken esneklikle tanışmam yıllar içinde adaptasyonumu kolaylaştırdı.
aslında kendimi olduğum gibi kabul etmediğimi hissettiğim, kadın kimliğimle barışmakta zorlandığım noktalarda bana olduğum gibi mükemmel olduğumu hatırlatan da bu kavramlar oldu. sonra inanın hayat daha da kolaylaşıyor.
psikoloji okurken hep bir şeyin eksik olduğunu hissettiğim yıllar geçirdim. o eksiğin de ruh, zihin ve beden bütünlüğü olduğunu da anlamam uzun sürmedi.
bu bütünlüğü sağlayanın bizi her an var eden nefesimiz, nefesimizle uyumladığımız hareketlerin bedendeki meridyenleri akışta ve dengede çalıştırarak zihnimizin daha sağlıklı çalıştığını, sadece bedenden ve zihinden ibaret olmadığımızı bu süreçteki karşıma çıkan birçok şeyle deneyimlediğim için tutunuyorum yogaya.
azıcık da özşefkat kavramını, gevşeyen kaslarla modun kolaylıkla değişebileceğini, aslında bilmek istediğimiz tüm cevapları içimize biraz daha kulak vererek belki meditasyonla belki içgüdülerimize güvenerek ve niyetlerle doğru orantılı bir yaşam kurabileceğimizi hep bu sayede hatırladım.
şükür etmenin önemini, dünyayı değiştirmeden olabildiği gibi sevgiyle varolan her şeyi kabul edebileceğimizi anladım.
30 Ocak 2020 Perşembe
Hayal yürüyüşü 1
Söz büyüdür.
Söz büyüdü.
Söz verdiğimiz bir alıştırmaya başladım bu akşam, 1 ay her gün boyunca 10 dakikalık bir hayal yürüyüşüne başladım. Çalışma daha çok yoga eğitmenliği üzerine birçok bilgi ve deneyimin paylaşımı amaçlanarak yapılıyor. Varlık yürüyüşü de deniyor adına. Benim için hayal yürüyüşüne çıkmak içimin çok sıkışık hissettiği özellikle bu gün için şahane bir başlangıç oldu.
Yoga söz konusu olunca bununla ilgili bir hayal yürüyüşüne çıkınca yol boyu onlarca kişiler, etkinlikler, projeler, olmuş ve olması beklenen projeler geldi de geçti de gitti ve neler neler olmuş ve ne hareketli bir 2019 geçmiş, 2020ye neler kazandıracağız bakalım ❤️
Söz büyüdü.
Söz verdiğimiz bir alıştırmaya başladım bu akşam, 1 ay her gün boyunca 10 dakikalık bir hayal yürüyüşüne başladım. Çalışma daha çok yoga eğitmenliği üzerine birçok bilgi ve deneyimin paylaşımı amaçlanarak yapılıyor. Varlık yürüyüşü de deniyor adına. Benim için hayal yürüyüşüne çıkmak içimin çok sıkışık hissettiği özellikle bu gün için şahane bir başlangıç oldu.
Yoga söz konusu olunca bununla ilgili bir hayal yürüyüşüne çıkınca yol boyu onlarca kişiler, etkinlikler, projeler, olmuş ve olması beklenen projeler geldi de geçti de gitti ve neler neler olmuş ve ne hareketli bir 2019 geçmiş, 2020ye neler kazandıracağız bakalım ❤️
14 Ocak 2020 Salı
Tam bir eğitimin ortasında yeniden blogla kurduğu bağı hatırlayan bir Gefi var şu an. Düşüncelerimizi yazmazsak savunma mekanizmalarımız bizi bu düşünceleri unutmaya itiyor. Bizi terapiye gitmememizi, ifade etmemizi öneriyor. Terapistler dönüşümümüzün tanığı oluyor.
Ve duygulara dair, ifadeye dair öyle yoğun hisler yaşandı ki 3 günlük eğitim boyunca, böyle güçlü bir çalışma olacağını tahmin edemezdim. Dans ve hareketin doğru müzikle buluşması bir terapi olabiliyormuş meğer. Ve çalışma boyunca emotional check-in yaparak hep bir duygularımızı ifade ederek günlük hayatın dışına çıkmak da benim için çok güçlü bir deneyim oldu.
Yazmanın öneminden bahsetti hep Leandra. El yazısıyla öğrenmeye duygusal bir boyut kattığımızdan, aklımızdan geçen o şahane fikirleri yazarak daha uygulanabilir daha kalıcı hale getireceğimizden bahsetti. Ben de yeniden bu blog yayın sayfasını açtım. Çünkü bu blog sayfası 2008den beri el yazım olmasa da tüm duygularımın yoğunluğunu taşıyan bir yer olduğu için bence benzer bir amaca da hitap etti hep❤️
Ve duygulara dair, ifadeye dair öyle yoğun hisler yaşandı ki 3 günlük eğitim boyunca, böyle güçlü bir çalışma olacağını tahmin edemezdim. Dans ve hareketin doğru müzikle buluşması bir terapi olabiliyormuş meğer. Ve çalışma boyunca emotional check-in yaparak hep bir duygularımızı ifade ederek günlük hayatın dışına çıkmak da benim için çok güçlü bir deneyim oldu.
Yazmanın öneminden bahsetti hep Leandra. El yazısıyla öğrenmeye duygusal bir boyut kattığımızdan, aklımızdan geçen o şahane fikirleri yazarak daha uygulanabilir daha kalıcı hale getireceğimizden bahsetti. Ben de yeniden bu blog yayın sayfasını açtım. Çünkü bu blog sayfası 2008den beri el yazım olmasa da tüm duygularımın yoğunluğunu taşıyan bir yer olduğu için bence benzer bir amaca da hitap etti hep❤️
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)