6 Haziran 2020 Cumartesi

günaydın

neredeyse  3 ay geçti
hareketli, zaman zaman endişeli, uykulu, bol rüyalı. bugün rüyamda 'nasıl olur diye düşünürken, şıp diye hindistanda bulduk kendimizi'. hadi deyince harekete geçmeyi çok özlemişim meğer. önceden her şeyi 5 dk içinde yapabilirken şimdi evden çıkmam en az 40 dk.

yeterince uzun bir süreç geçti yenilenmeye dair. evde kaldık, evde kaldılar herkesler. şimdi her ne oluyorsa bir normalleşme aldı başını gidiyor.

bu normalleşmeyle beraber 6 hazirandan itibaren 21 günlük bir yoga&meditasyon&hayal çalışmasına başlayacağım akşamları. bunu ilan etmek için de burayı kullandım ki kendime söz olsun.

13 Mayıs 2020 Çarşamba

Kafam çok karışık

Bunu onlarca kez yazsam kafamın içindeki nasıl yapsak ki, ay nasıl olacak sorularına cevap bulur muyum acaba diye yazıyorum ki kafam çok karışık.

2.ay bitti tüm süreçleri yeniden yazmamızı sağlayan pandemi sürecinde. 60.gün bugün. Öyle pişmanlıklar, maddi manevi zararlar ve hayal kırıklıkları ya da öfke süreçleri yaşatmayan bir süreç oldu benimkisi.

Ancak değişime uyum sağlarken savaş ya da kaç tepkileri arasında gidip geldiğim yeni bir döneme girdim. İçim (eskiden) en iyi yaptığı şey olan kaçma eğilimine girdi kısa bir anlığına. Anlık düşünceler öyle gidip geliyor ki kafamı en çok karıştıran da bunlar oldu sanıyorum. Kendi kaosum ve düzensizliğim içerisinde aslında hep hatırladığım 'hepsi geçecek' hali de yeni bir düzen yaratıyor.
Bugün diğerlerinden ayrı yine yeni bir gün. İçimdeki bazen endişeli, bazen heyecanlı kelebekler uçuşuyor yeni projeler için. Daha adım atmadan, sonuç beklemeli haller aslında kendi içinde en büyük sorun sanırım.
İnsana dair öyküler besliyor beni de. Kendi kaoslarında çözümler bulmayı her türlü halde başaran canım insanlar.
Ve gündemde beden zihin bağı, yargısızlık, hareket, uyku, beslenme, anatomi, yoga, psikoloji, sinirbilim var.

Güneşli, serin ve kafası karışık biraz yer kokan ama enerjik bir sabah 🌸
Selam olsun tüm kafa karışıklıklarındaki düğümleri çözen rehberlere.

5 Mayıs 2020 Salı

İçim çok dolu ama gözlerim ağırlaşıyor.
Yazdım yazdım silindi bu akşamlık da böyle olsun

30 Nisan 2020 Perşembe

Başka bir karantina

29.günün ardından 47.gündeyiz bugün. İçimde hep bir heyecan, yeşeren yepyeni heyecanlar... Ve işbirlikleri...
Daima bir hareket var oldu bu süreç içinde de. Nefesimle uzun kalamadığım, ellerimi hep suyla oyaladığım, kulaklarıma çalınan onlarca güzel müzikle bazen çırpınışlar, sayıklamalı uykulara günler geçirdim.

Fikirlerim çokça! Mesela bir terapi modeli gelişiyor. Danışanların bedenleriyle bağ kurmayı sağlayan, uzaklaşma, kopukluk hissine derman olan derslerle içinden parçaları yerine oturtarak aslında zaten onlarda olan güce uyanıyorlar. Stresten arınma, farkındalık, somatizasyon ve iyiliğe dair çok güçlü kavramlar gelişiyor.
Ve daha neye ihtiyacımız varsa kolaylıkla akıyor. İçimdeki hislere bakmayı demedikçe kafam bazen çok karışıyor, dikkatim yapmadıklarında ve bana ait olmayanlarda oluyor. Şimdi sadece fikirlerle uçuşan bir zihni taşıyan bedenimi ve kalbimi seviyorum.

14 Nisan 2020 Salı

karantina günleri

fikirler, fikirler ve fikirler.
yaşama dair, insanlardan yaşamı anlatma yolları.
tek tek resmin büyük parçasını oluşturan, ancak tek başına büyük resimden daha büyük parçalar.
ne anlatsam bugün?
karmaşayı mı içimizdeki,
onu dengeleyen sakin duruşu mu.
sevgiyi hep anlamaya çalıştım. anlamaya gerek yokmuş meğer hissediliyormuş... korkuyu sevginin yerinde görünce anladım değerini.

bugünlerde sanki hiçbir şey olmuyor ama öyle bir yoğunluk öyle de bir kalabalık var. 29. gün bitiyor evde, rainbows  çalıyor ve i dont wanna talk  çalıyor kalbime dokunarak.

koşturmaca yok, koskaca ay geçti, stres seviyesi optimum düzeyde.
teknik detaylar bazen can sıkıyor.
neler anlatsam?
ses?
nefes? bağlanma? duygusal stres? çakra? hastalıklar?
bakalım.

11 Nisan 2020 Cumartesi

benim de söyleyeceklerim var!

benim de söyleyeceklerim var!
yeni, zor, bambaşka (daha birçok tanımı olabilecek, tanımlara sığmayan) bir dönemden geçiyoruz.

gözlerimi kapatıp bedenimi taradığımda, meditasyona oturup nefesimi izlediğimde aklıma fikirler gelir bazen. bu ara en iyi hissettiren şeylerden birisi o. ve ses diyor ki bana, benim de söyleyeceklerim var.

8 Mart 2020 Pazar

Bir başka yolculuk

Yolları, yolculukları hep sevdim. Günübirlik geziler vs. sayarsak 26 ülkeye ayak bastım. Bu sefer yolculuk orta doğunun eskiden Paris'i olarak bilinen bir noktaya Beyrut'a idi. Dünyada çok acayip şeyler oluyor, 2020de savaşlar, doğal afetler, ekonomik krizler ve coronovirüs çıkarak geçirdik ilk 3 ayı. Gerisini merakla beklemekten ve iyisi olsun diye dua etmekten başka yapacak bir şey yok sanırım.
İlk plan önce uzaklara, Bali'ye idi. 2-3 haftalık bir gezi için. Sonra o taraflarda virüs patlayınca planı değiştirip egzotik-otantik bir deneyim için Beyrut'a doğru yola çıktık.
Ortadoğu'ya ilk ayak basışım. Plansız, aşırı bilgiye boğulmadan kendimi bizi misafir edecek insanların önerilerine teslim ederek couchsurfingten birilerinde kalıyoruz.
(aslında bu yazıyı seyahatten ilk dönüş günü ya da oradayken yazmış olmayı dilerdim. Yoğun dönüş  karmaşasında bazı şeyleri atlamamayı umarak yazacağım)
Ablam Bahar'la ilk yurtdışı seyehatimiz aynı zamanda, çok gezimi yalnız, bir kısmını da farklı yol arkadaşlarıyla yaptım, bu da geziye bir otantiklik katıyor, aile 👪 hep önemli bir deneyim olacak)

Beyrut gittiğim en huzursuz topraklardan biriydi, 6bin yıl önceleri dayanan en eski yerleşim yerlerinin yanında iç savaştan (1975-1990) sonraki toparlanma sürecine, savaşın etkilerine ve insanların yansımalarıma bakınca çok ilginç bir tablo çıkıyor.
4 günlük bir seyahate antik şehirler, müzeler, sokak lezzetleri, local insanlarla sohbetler, gece hayatına dair izlenimler birçok şey sığdırdık.