Almanyaya erasmus için gittiğim ilk ayda, ilk kendi başıma gezimi yapmıştım Berlin'e. Şimdiye kadar burada yasamak isterim dediğim, Avrupa'nın en güzel şehirlerinden birine. İlk oluşu, yurtdışında ilk couchsurfing deneyimi oluşuyla da çok önemliydi.
Ne içtiğim berliner burasının tadını ne de currywurst 36 te yediğim pommeslerin acı soslarını unuttum.
Aslında seyahate çıkmak için bu şehri seçmemin stratejik sebepleri vardı. Önceliğim almanya içi başka bir şehir olmasıydı, çünkü alman hattım vardı ve internetin sorun olmayacağı bir yerdi, Almanyanın en kalabalık şehriydi ve ben başkentleri çok severim. Çok şey anlatır o ülke hakkında. Almanya hakkında disiplin ve çikolata kelimelerinden başka çağrışımlar ucu ucuna gelirdi aklıma, şimdi keşke orda yaşasam diye hayaller kuruyorum 5 yıllık.
Berlin'de yanında kaldığım insanlar 3 gün içinde çok güzel hisler ve tebessümler verdi. 75 yaşında sınır tanımayan bir doktor, 30 yaşında suriyeden kaçıp gelmiş avukat bir kadınla hayatın karmaşasından, kültürlerin insanlar üzerindeki etkilerinden konuşup, yemek yaptık bol bol. Her öğünün başka bir seremonisi vardı ve çalan müzikler... insanın ruhunu doyuran güzelliklerdi hep. Belki benim için Berlin Avrupadaki en büyük kathedral (berliner dom) manzaralı, Alexanderplatz'daki o evde tanıştığım o güzel insanlardan ibarettir. R. bana küçük bir gezilecekler listesi ve evden gidiş yollarını da tarif eden ufak bir not kağıdı tutuşturmustu, evin anahtarlarıyla birlikte. Şimdi daha iyi anlıyorum deneyimin ve paylaşımın insana kattığı mutluluğun asla satın alınamayacağını.
Bir gün yolunuz düşerse o güzel kente, yürüyün her yere, duvarlarda gördüğünüz graffitileri izleyin durup. Hep mutluluğumuzun peşinde gitmedik mi zaten? Var olun, mutlu olun.
30 Kasım 2016 Çarşamba
18 Kasım 2016 Cuma
Şey savunup duruyorum, genel olarak hayatıyla ve geleceğiyle ilgili ne yapmak istediğini bilmeyenlere, ben dahil, 20li yaşlar en güzel zaman. Risk alıp adımlar atmanın ve aslolana ulaşmanın.
Bazen söylediklerime öyle inanıyorum ki seneye nerede olmayacağımı bildiğimi bilmek çok telaşlandırmiyor beni. Böylelikle anda daha çok kalıyor, su an dokunamayacağım gelecekten daha az korkuyorum.
Söylediklerinize inanın, inandıklarınızı söyleyin. Kelimelerin gücü zihninizi öyle değiştiriyor ki bilimsel açıklamaları da var.
Güzellik hep sizinle olsun.
Bazen söylediklerime öyle inanıyorum ki seneye nerede olmayacağımı bildiğimi bilmek çok telaşlandırmiyor beni. Böylelikle anda daha çok kalıyor, su an dokunamayacağım gelecekten daha az korkuyorum.
Söylediklerinize inanın, inandıklarınızı söyleyin. Kelimelerin gücü zihninizi öyle değiştiriyor ki bilimsel açıklamaları da var.
Güzellik hep sizinle olsun.
Kahve, uyku, deniz, seks, yol, gitmek, seçmek, özlemek, arınmak, almanya, dünya, iyilik, şarap, akıl, yol, savaş, mısır, mezuniyet, mavi, terapi, kontrol, karanlık.
Kafanız mı karışık? Daha mi çok karıştırmak istiyorsunuz? Gülce duru'dan yalnızı dinleyin yine. Sonra gülce duru dinlemeye devam edin. Yalnız tatil planları yapın, neden orada olduğunuzu düşünün. Ağlayın biraz. Kelimeler yazın. Çağrışım oyunları ve upuzun cümleler kurun anlamsız.
Kafanız mı karışık? Daha mi çok karıştırmak istiyorsunuz? Gülce duru'dan yalnızı dinleyin yine. Sonra gülce duru dinlemeye devam edin. Yalnız tatil planları yapın, neden orada olduğunuzu düşünün. Ağlayın biraz. Kelimeler yazın. Çağrışım oyunları ve upuzun cümleler kurun anlamsız.
6 Kasım 2016 Pazar
Hayaletlere aşıktı kadın, hayaletler uçar belki bilirsiniz. Ruhlarına çiçekler kondurduğu karakterler ekti o hayallere. Bazıları çekip gitti.
Benim hikayelerim vardı. Kadınlar, erkekler, gençler ve çocuklar oldu hikayelerde. Büyümeyen çocuklar, uçurtmayı ve hayal kurmayı çok seven. En çok gökyüzüne bakıp hayaller kuran çocuklar.
Hikayeler hiç mistik olmadı ama bazı şeyleri hiç anlatmadık. Mistik bi hava katmaya çalıştık, bence oldu. Kediler d3 var artık.
Her kahraman kendi dilinde konuşuyordu ve orta bir yol bulmaya çalışanlar da bazen kendini kendi dilinde ifade edebildiği kadar ifade edemeyeceğini düşündüğü için susuyordu. Hisler tüm dünyada ortak aslında. Evren kocaman ama hepimiz dağıldık sadece
Benim hikayelerim vardı. Kadınlar, erkekler, gençler ve çocuklar oldu hikayelerde. Büyümeyen çocuklar, uçurtmayı ve hayal kurmayı çok seven. En çok gökyüzüne bakıp hayaller kuran çocuklar.
Hikayeler hiç mistik olmadı ama bazı şeyleri hiç anlatmadık. Mistik bi hava katmaya çalıştık, bence oldu. Kediler d3 var artık.
Her kahraman kendi dilinde konuşuyordu ve orta bir yol bulmaya çalışanlar da bazen kendini kendi dilinde ifade edebildiği kadar ifade edemeyeceğini düşündüğü için susuyordu. Hisler tüm dünyada ortak aslında. Evren kocaman ama hepimiz dağıldık sadece
2 Kasım 2016 Çarşamba
New is always better benim sevdiğim bi hayat duruşu. Çeviri yapabilen biri değilim, yeni daima daha iyidir gibi bi şey. Bana niye gitmek istediğimi soruyorlar hep. Niye burada kalmak istemediğimi. Kalınca daha iyi bi insan olmayacağımı bildiğimden sanırım. Gitmek, yeni hayatlar tanımak, dalgaları bir de okyanusta izlemek, okyanus sularına ayaklarımı sokmak istiyorum. 'Ekşi Elmalar' filmini izlerseniz (ki bence izleyin), bir karakter var, Hakkari'de köyden çarşıya inmemiş, Antalya'ya gitmek isteyen, gittiğinde de ilk işi Lara'da denizi koklamak olan. Ben Antalya'da büyüdüm, yazları parmaklarım buruşuna, güneş batıp hava soğuyuncaya kadar çıkmazdım denizden.
Neyse yenilik diyorduk, yeni iyidir güzeldir. Alışmak zaman ister, alışmaya gerek bile kalmaz, içine sürükleniverirsiniz. Eskiyi düşünüp tartmaya vaktiniz olur. Eski artık sadece zihninizde anılardan ve duygulardan ibaret olduğu için, o duyguların sizi hükmetmesine izin vermeden her şeyi çözmek sizin elinizde <3
Neyse yenilik diyorduk, yeni iyidir güzeldir. Alışmak zaman ister, alışmaya gerek bile kalmaz, içine sürükleniverirsiniz. Eskiyi düşünüp tartmaya vaktiniz olur. Eski artık sadece zihninizde anılardan ve duygulardan ibaret olduğu için, o duyguların sizi hükmetmesine izin vermeden her şeyi çözmek sizin elinizde <3
26 Ekim 2016 Çarşamba
More education, lessdiscrimination
geçen 12 güzel günün ardından, nasıl başlayacağım diye düşünürken nereden başlamam gerektiğini buldum. bu macera nasıl başladı, kimlerden nasıl ilham aldım, kimlere nasıl ilham olabilirim onu yazmakla başlayacağım, birkaç da faydalı link paylaşacağım.
öncelikle ab-ilan.com sayfasında gördüğüm bir eğitim kursuna salto üzerinden başvurmamla başladı küçük macera bu sefer. daha önceki work and travel ve erasmus maceralarını da çeşitli blog yazılarında anlatacağım. macera diyorum çünkü bunlar konfort zone'dan çıkıp, başınızın çaresine daha çok bakmanız gereken yerler hep.
Erasmus+ olarak adlandırılan avrupa birliği destekli bu programda salto üzerinden ya da facebook gruplarında başvurusu açılan projelere başvuruyorsunuz (youth in action, exchanges network. Erasmus eğitim programı senelik veya dönemlik değişim imkanı verirken Erasmus+ 4 gün ve üstü eğitim programları da içeriyor ve program sürecinde konaklama, yemek ve ulaşım masrafları host organization tarafından karşılanıyor.
Bu projelere katılmak için atılacak en güzel adım, bu sayfaları facebook üzerinden de olsa takip edip, 'beni neden seçsinler ki' demeden, ilgi alanımıza yönelik projelere başvurmak olacak.
Pekiii, gelelim 10 günlük eğitim sürecinde 5 ülkeden (Türkiye, İtalya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan) 25 katılımcı ve 2 eğitmenle Bükreş'te neler yaptık, neler konuştuk, neler öğrendik.

İlk günden bile hissedilen insanların sıcaklığı, güleryüzlülüğüyle başlıyor tanışma etkinlikleri. Kalabalık gruplarda isim öğrenmek zordur, hemen daire olup isim etkinlikleriyle hem eğlenip hem de öğrendik isimlerimizi 2 gün içinde.
2. gün 'international night' kapsamında ulusal takımlarımızla kendi kültürlerimizden bahsedip, yemeklerden ve atıştırmalıklardan yedik.
Sonraki günler içinde non-formal methodlarla ayrımcılık, stereotipler ve önyargılar üzerine çalışmalar yaptık grupla.
1) Abigail'in öyküsünü biliyor muydunuz?
2) One step forward
3) 3 cultures isimli grup çalışmalarıyla önyargılarla pratikte nasıl savaşırız ve grup çalışmalarında nasıl daha çok verim alırızı deneyimledik.
Energiser dediğimiz, grubun dikkatini toplamak için, gruba enerji veren 5 dakikalık çalışmalarla başladık tüm seanslarımıza, çok eğlendik.
Erasmus+ nedir, sivil toplum örgütleri(NGO) nasıl çalışır, bireysel olarak dezavantajlı gruplara nasıl destek olabiliriz, öğrendiklerimizi nasıl uygularız üzerinde konuştuk. Takımlara ayrılıp bir gün yetimhaneye gidip çocuklarla dil bilmeden inanılmaz keyifli vakit geçirdik, bir gün de öğrendiğimiz non-formal methodlardan birini lise öğrencilerine uyguladık, ingilizceleri çok iyiydi liseli grubun.
bütün seanslardan sonra briefing ve debriefing yaparak o günü tartıştık birlikte, çalışma yapılırken
1)NE hissettiniz? (How do you feel)
2)Ne öğrendiniz? (What did you learn)
3)Bunu nasıl uygulayacaksınız? (How will you apply it) sorularıyla hem konudan kopmamamızı sağladılar hem de daha çok konu üstüne düşünme fırsatımız oldu.
Çalışmaya gelen herkesin çeşitli yaş gruplarından ve eğitim geçmişlerinden geliyor oluşu, tanıştığımız her yeni insanın deneyimini paylaşıyor oluşu, edindiğimiz network ve bu güzel deneyim zamanın ne kadar önemli olduğunu hatırlattı bana.
Son günümüzde, yine küçük bi oyun oynadık ki ne düşündüğümü anlatırken ağlamaklı oldum bu geçen günler hakkında. Dixit oyununu bilirsiniz belki, üzerinde resim olan kartlarla oynayan bi oyun. Genelde soyut imgeler var, o oyunun kartlarından seçip ne hissettiğimizi anlattık hepimiz. Ben taştan ironik gülümsemeleri olan heykelleri seçtim. Hem 10 gün kahkahalarla geçen zamanları düşünerek, hem kazandığımız güzel dostların kalıcılığını vurgulamak istedim.

Daha yapılacak çok şey var.
öncelikle ab-ilan.com sayfasında gördüğüm bir eğitim kursuna salto üzerinden başvurmamla başladı küçük macera bu sefer. daha önceki work and travel ve erasmus maceralarını da çeşitli blog yazılarında anlatacağım. macera diyorum çünkü bunlar konfort zone'dan çıkıp, başınızın çaresine daha çok bakmanız gereken yerler hep.
Erasmus+ olarak adlandırılan avrupa birliği destekli bu programda salto üzerinden ya da facebook gruplarında başvurusu açılan projelere başvuruyorsunuz (youth in action, exchanges network. Erasmus eğitim programı senelik veya dönemlik değişim imkanı verirken Erasmus+ 4 gün ve üstü eğitim programları da içeriyor ve program sürecinde konaklama, yemek ve ulaşım masrafları host organization tarafından karşılanıyor.
Bu projelere katılmak için atılacak en güzel adım, bu sayfaları facebook üzerinden de olsa takip edip, 'beni neden seçsinler ki' demeden, ilgi alanımıza yönelik projelere başvurmak olacak.
Pekiii, gelelim 10 günlük eğitim sürecinde 5 ülkeden (Türkiye, İtalya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan) 25 katılımcı ve 2 eğitmenle Bükreş'te neler yaptık, neler konuştuk, neler öğrendik.

İlk günden bile hissedilen insanların sıcaklığı, güleryüzlülüğüyle başlıyor tanışma etkinlikleri. Kalabalık gruplarda isim öğrenmek zordur, hemen daire olup isim etkinlikleriyle hem eğlenip hem de öğrendik isimlerimizi 2 gün içinde.
2. gün 'international night' kapsamında ulusal takımlarımızla kendi kültürlerimizden bahsedip, yemeklerden ve atıştırmalıklardan yedik.
Sonraki günler içinde non-formal methodlarla ayrımcılık, stereotipler ve önyargılar üzerine çalışmalar yaptık grupla.
1) Abigail'in öyküsünü biliyor muydunuz?
2) One step forward
3) 3 cultures isimli grup çalışmalarıyla önyargılarla pratikte nasıl savaşırız ve grup çalışmalarında nasıl daha çok verim alırızı deneyimledik.
Energiser dediğimiz, grubun dikkatini toplamak için, gruba enerji veren 5 dakikalık çalışmalarla başladık tüm seanslarımıza, çok eğlendik.
Erasmus+ nedir, sivil toplum örgütleri(NGO) nasıl çalışır, bireysel olarak dezavantajlı gruplara nasıl destek olabiliriz, öğrendiklerimizi nasıl uygularız üzerinde konuştuk. Takımlara ayrılıp bir gün yetimhaneye gidip çocuklarla dil bilmeden inanılmaz keyifli vakit geçirdik, bir gün de öğrendiğimiz non-formal methodlardan birini lise öğrencilerine uyguladık, ingilizceleri çok iyiydi liseli grubun.
bütün seanslardan sonra briefing ve debriefing yaparak o günü tartıştık birlikte, çalışma yapılırken
1)NE hissettiniz? (How do you feel)
2)Ne öğrendiniz? (What did you learn)
3)Bunu nasıl uygulayacaksınız? (How will you apply it) sorularıyla hem konudan kopmamamızı sağladılar hem de daha çok konu üstüne düşünme fırsatımız oldu.
Çalışmaya gelen herkesin çeşitli yaş gruplarından ve eğitim geçmişlerinden geliyor oluşu, tanıştığımız her yeni insanın deneyimini paylaşıyor oluşu, edindiğimiz network ve bu güzel deneyim zamanın ne kadar önemli olduğunu hatırlattı bana.
Son günümüzde, yine küçük bi oyun oynadık ki ne düşündüğümü anlatırken ağlamaklı oldum bu geçen günler hakkında. Dixit oyununu bilirsiniz belki, üzerinde resim olan kartlarla oynayan bi oyun. Genelde soyut imgeler var, o oyunun kartlarından seçip ne hissettiğimizi anlattık hepimiz. Ben taştan ironik gülümsemeleri olan heykelleri seçtim. Hem 10 gün kahkahalarla geçen zamanları düşünerek, hem kazandığımız güzel dostların kalıcılığını vurgulamak istedim.

Daha yapılacak çok şey var.
9 Ekim 2016 Pazar
Evreka
Butik nitelendirilen bir kafede (saklı, güvenli bir yer) çalışmanın en güzel yanı, renkleri benim için. Renklere aşığım, hayatın içindeki her renge. Yaşayan bi kafemiz var su an çalıştığım. Aradığınız tüm sorulara cevap bulabileceğiniz bir kapasitesi, 4 bir tarafı ağaçlarla çevrili, içi dışı güzelim çiçeklerle ve mis gibi kahve kokusuyla hayalgücünü doruklara taşıyan bir havası var. Çünkü yaşıyor. Geleni, gideni, her gün değişen tatlıları, bisikletleri, kedileriyle huzurdan bazen yetişmeniz gereken yerlere geç kalmanızı sağlıyor. Bulduğunuz cevaplar yine uzmanından geliyor çünkü buraya yolu düşen insanlar anlaşmış gibi size haber vermeden.
Günlerdir kahve konusunda nereden eğitim alabiliriz diye düşünürken, bir kadın geldi kahvemizi içmeye. Pazar akşamları pek yoğun olmaz burası diğer akşamlar kadar. Pazar günü duş alınır, çocuklar okula hazırlanır, son tatil gününün tadı evde çıkarılır çoğunlukla. Müşteri 29 yaşında, hamile. Benim de en sevdiğim latte macchiato yapmak çünkü temel bi bilgi olsa da yoğunluk farkının verdiği şekil çok güzel oluyor. Neyse güzel latteler yaptım, hanfendi hesabı öderken geçmişte kahve eğitmeni olduğundan, türkiye çapında bir kahveler zincirinin bas eğitmenlerinden biriyken, sürekli seyahat etmesi ve çılgın bir hayatı varken artık 28 yaşında bunu sorgulayıp evlenmeye karar verdiğinden bahsetti. Şimdi de hamileymiş.
Hayat seçimlerden ibaret aslında. Dediğim gibi her hikayeden, her insandan bir yansıma buluyorsunuz kendinizde. Benim latte art'ımda geçmişini gördü ablamız. Enerjiniz hiç geçmişte kalmasın. Hayat sizi hep istediğiniz yerlerde tutsun dileğiyle.
Günlerdir kahve konusunda nereden eğitim alabiliriz diye düşünürken, bir kadın geldi kahvemizi içmeye. Pazar akşamları pek yoğun olmaz burası diğer akşamlar kadar. Pazar günü duş alınır, çocuklar okula hazırlanır, son tatil gününün tadı evde çıkarılır çoğunlukla. Müşteri 29 yaşında, hamile. Benim de en sevdiğim latte macchiato yapmak çünkü temel bi bilgi olsa da yoğunluk farkının verdiği şekil çok güzel oluyor. Neyse güzel latteler yaptım, hanfendi hesabı öderken geçmişte kahve eğitmeni olduğundan, türkiye çapında bir kahveler zincirinin bas eğitmenlerinden biriyken, sürekli seyahat etmesi ve çılgın bir hayatı varken artık 28 yaşında bunu sorgulayıp evlenmeye karar verdiğinden bahsetti. Şimdi de hamileymiş.
Hayat seçimlerden ibaret aslında. Dediğim gibi her hikayeden, her insandan bir yansıma buluyorsunuz kendinizde. Benim latte art'ımda geçmişini gördü ablamız. Enerjiniz hiç geçmişte kalmasın. Hayat sizi hep istediğiniz yerlerde tutsun dileğiyle.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)