20 Ekim 2019 Pazar

insan zihnin işleyişine, mikrodan makro evrene doğru işleyişi öğrenip anladıkça hayat hem kolaylaşıyor hem zorlaşıyor. bazen nereye koyacağımızı bilmediğimiz bilgilerle sarılıp duruyor etrafımız. ve zihin dediğimiz o büyülü, kandırması kolay, eğitmesi zaman isteyen dünyada bugün yepyeni şeyler öğrendik.

bugün sanki ilkokul sıralarında şemalar çizerek her şeyin bütününü anlamaya çalıştığım günler gibi, parçalardan başlayarak anlıyorum dünyayı. öyle zor ve karışık geliyor ki.

hep bir kaosun, karmaşanın içinde çok hızlı, gelecek odaklı düşünen zihnime yetişmeye çalıştım bu sene. önceden ne yapardım hatırlayamıyorum. şimdi bir durup soluklanmanın tadını çıkarmayı öğreniyorum, sanki her şey çok güzel olacak.

dağınıklığımı, artık tutunmayacağım gelecek kaygı ve korkularını bırakıp devam ediyorum yola.

bunları yazarken bile can çekiştiğim gerçeği, uzun zamandır olan değişimleri tanımlayamama gerçeğiyle buluşuyor.

uçuşan düşünceler, cümleleri bitirmeyi unuttuğum yüklemler... hepsi kafamın içinde. hepsi. 

belki önümüz yaz, gideriz bir yerlere varamadığımız cümle sonlarıyla.
.
.
.
çok şükür biraz saçmalamam lazımdı. içim dolu ancak yazamıyordum bir türlü, üzerimden ölü toprağı atmam için zihnin hiç bilmediğim noktalarına ziyaret etmem gerekti.

açıp açıp kapattığım bu boş sayfayı sonunda kimsenin anlamadığı bir şekilde doldurduğum için minnettarım. 26 yaşımın son aylarında dikkat eksikliği gibi bir yüzleşme anca böyle çıktı içinden, sevgiler.

5 Ekim 2019 Cumartesi

Bu sene 3.kez Köyceğize yolum düştü, ocak, temmuz ve ekim. Neler neler oldu her gelişimde. Yoga yolculuğumda saptığım en keyifli yol, yarın da çok keyifli bu yolda festivalde en sevdiğim dersi vereceğim.
Bu yaz geçirdiğim en yoğun yaz oldu, sınıflar doldu, yeni insanlar, yeni akışlar yeni yeni hareket alanları doğdu.
Heyecanla, coşkuyla, iniş çıkışlarla.

16 Eylül 2019 Pazartesi

bazı zaman dilimlerinin içinden geçerken asla yazı yazmaya vakit yaratmadığımı fark ettim. mesela koskoca yaz bitti. sanırım o sürecin bitişinin yazısı bu. sabah yine  erken uyanacağım biyolojik saatimin her sabah 6.48de beni uyandırdığı gibi.
mesela koskoca yazı öyle keyifli bir yaz olarak hatırlıyorum ki bütüne bakınca. oysa her şeyin sil baştan başlayacağını düşünürken acı ve keder içinde hissediyordum.oysa o acı ve kederden eser  kalmamakla beraber, sürecin getirdiği yeniliklerin tadını çıkararak, aylardır ilk kez bir şey pişirmenin gururuyla oturuyorum ve yazın hala çok keyifli geçtiğini düşünüyorum.

bu yaz en çok biraradalığın tadını çıkardığım sevmem günler, anlamam aylar alan bir adamla geçti rengarenk. anladıkça daha çok seviyorum orası ayrı...

yoga vesilesiyle çıktığım yollarda tanıştığım insanlar, yola çıkmışken yoluna yoga çıkan insanlar ve yogayla yolu kesişmiş insanlarla çıktığımız yollarla dolu oldu bu yaz.

yepyeni yollarda istikamet ege kıyıları oldu. yolların, ormanların, koyların daha da ıssızlaşıp güzelleştiği yerlerde yine yogayla yolumuzun kesiştiği insanlardan müthiş şeyler öğrendim.

aslında bugün bile bir ustadan bir şey öğrendim 'iyi bir usta asla arkasında iş bırakmazmış' dedi eve gelen usta.

ve güçlü bir duruşumun olduğunu, belki tam da duymaya ihtiyacım olduğu anda.

28 Ağustos 2019 Çarşamba

her şeye yeniden başladığımız bir sabaha günaydın.
sil baştan dediğimiz böyle aynı mahallede başka bir yaşam alanı kurarak başlıyormuş meğer
ve tadarak yalnız yaşamayı.
bugün,
yepyeni bir sabaha doğru..
açıyorum kalbimi.

29 Haziran 2019 Cumartesi

Sil baştan

Her şeyler değişiyor.
Bir gemi metaforu vardır, gemi her limanda bir parçasını değiştire değiştire tüm parçaları değişmiş halde yeni bir limana varır. O gemi artık aynı gemi midir?
İşte biz de yepyeni parça parçalarla bütünlemeye çalışıyoruz kendimizi. Biz dediğim hep ben aslında. Kendi kendime kurup oynadığım bir evcilik hali. Kumdan kaleler ve okyanuslar. Sonra bulamaç olmuş çamurlar.

Bu değişimin oluşu zihnimin gelecek odaklı, korkutucu, planlayıcı, hatta gitmeyi arzulayan (bu arzu tarafından ele geçirilmiş halini) tarafını yüzeye çıkarıyor.

Bağlanma konusunu çalışıyorum/anlatıyorum günlerdir. Sonra tüm bağları koparıp gitme arzusuyla uzaklara taşınıyorum. Plan yok, gidecek yer yok, köklerim başka köklerle karışırken cılızlaşıveriyor.
Daha hiçbir şey yapmadan yoruldum. Dinlenip yeni yollara yollanayım. Sil baştan başlayayım. Ufuk çizgisi görünsün denizin ötesinde, mavi gözyüzü uçsuz bucaksız görünsün... Hayranlıkla izleyeyim.

24 Haziran 2019 Pazartesi

bir garip haziran akşamı

kendime not   

bu sabah geçen kasımda paylaştığım şarkıyla başladım güne, bilmeden bu günün böyle olacağını. günler geçiyor.

bugün günlerdir geçen günlerden biriken tüm gerginliklerle daha bir huzursuz benim için, tam da kasımdaki gibi. karanlıkta olmayı istemeyecek kadar tetikte zihnim, kendi başıma kalamayacak kadar yapmam gereken şeyler ve yerleşik bir düzenin getirdiği en minimal düzeyde sorumluluk var.

huzursuzluğun aradığı kaçış, zihnimin hadi uzaklaş, bir yerlere kaç diyen sesini bastırmaya çalışan kalbimle çatışırken, karnımda yumruk yemişim gibi bir ağrı hissediyorum. bir geceyarısı. var olmanın getirdiği bir yapılacaklar listesi, seni var eden ailenin getirdiği duygusal hissedilecekler, sarf edilesi sözler listesi.

yaşamın kendisi. umudun zorla hatırlandığı, coşkuyu hissettirmeyen, 'zor' anlar.

21 Haziran 2019 Cuma

Yoga

Bugün dünya yoga günü.
Yogaya başlayalı (bu da nası bir tabirse), yoga hayatıma gireli 2.5 sene oldu.
Eğitmenlik eğitiminin ilk gününde neden yoga dediklerinde içimdeki ses dışıma demişti ki: yanımda götürebileceğim, evrensel bir meslek olarak düşünüyorumyoga eğitmenliğini. Dışım aslında farkında değildi olacakların.

Aslında hayat mottom da içsek olarak live like a local, think like an internatioal idi. Şimdi yerelliği tadıp, uluslararası bir çevre oluşturarak, yerele bunu dönüştürdüğümüz bir zaman dilimindeyiz. Bir sahil kentinde, olabilecek en güzel dolunayı izleyip, içinizi dinliyoruz.

Aynı dışım, zihnim, psikologluk mesleğini çok daha yerel algılıyordu, belki hala öyle. Şu an çalıştığım kreşin ebeveyn potansiyeli ile şekillenen, bilimle/sahayı örtüştürmeye çalışıp bocalayan da aynı zihnim. Kitaplarda yazdığı gibi değil iletişim hali... Bırak ulusallığını, yerellik akıyor burada...

Sonra yoganın hem fiziksel, hem duygusal, hem ruhsal bütün çıktılarını kendi materyal dünyamda adlandırdıkça daha da keyif aldım. Yoga dış faktörleri değiştirmedi, beni de değiştirmedi. Olanı olduğu gibi kabul etmemi, gözlemci olarak kalabilmeyi, yaratıcılığı, üretkenliği, çözüm odaklı araştırmayı öğretti bana.
 Rengarenk bir dünya!
Bütün renklerin içinde bazen karışıklığı, bazen düzlüğü, bazen cıvıltıyı görüyorum.
Bugün dayanıklılığı araştıracağım kendi zihnimde. Bazen dengeyi, bazen bırakabilmeyi, bazen gücü araştırıyorum. Bulunca yine yer değiştirse de bugün bambaşka bir gün gibi hissediyorum.
İçimdeki öfkeyi, tiksintiyi, nefret sanılan sevgisizliği, acımayı sevgiyle arındırmaya niyet ediyorum.